Dolar
44,5027
-0,22%
Euro
52,0944
0,72%
Sterlin
59,9119
0,97%
Bitcoin
3.183.408
2,97%
BİST-100
13.649,97
5,64%
Gram Altın
6.842,229
1,40%
Gümüş
76,41
4,70%
Faiz
41,04
-3,55%

Arkas, sanatın rotasını değiştirdi, Pompidou İzmir’de

Paris’in avangart ruhu ile İzmir’in kadim ışığı, Lucien Arkas’ın "Sanatta hudut yoktur" vizyonuyla Bayraklı’daki yeni sanat mabedinde buluşuyor. Ben de o gün oradaydım.

07.04.2026 07:15Güncelleme: 07.04.2026 08:40
Arkas, sanatın rotasını değiştirdi, Pompidou İzmir’de
16px
32px

Elif Yıldız HARMANKAYA

İzmir’deyim.

Bayraklı’da, Mistral İzmir’in içinde yükselen yeni bir sanat merkezinin açılışı için buradayım. Kalabalık, alışıldık bir açılış kalabalığı değil. Diplomatlar, sanatçılar, iş insanları… Ama daha önemlisi, bu açılışın arkasında bir “hikâye” olduğu hissi var.

Kapısından içeri girdiğimde, “bu sadece yeni bir mekân değil” hissi kapladı içimi…

Lucien Arkas Sanat Merkezi, İzmir’in son yıllarda gördüğü en büyük ölçekli sanat yatırımı. 2.500 metrekarelik alanıyla, sadece büyüklüğüyle değil, iddiasıyla da dikkat çekiyor.

Açılış töreninde dikkatimi çeken şey, isimlerden çok verilen mesajdı.

Lucien Arkas konuşmasında “Sanatta hudut yoktur” dediğinde, bunun artık bir temenniden çok bir stratejiye dönüştüğünü hissettim.

Kurdele kesiminde Türkiye’den ve Fransa’dan üst düzey isimler vardı. Ama asıl önemli olan, bu kalabalığın temsil ettiği şeydi: bir kültürel hat.

Bu hattın diğer ucunda ise Centre Pompidou var.

Açık söyleyeyim…

Türkiye’de “uluslararası iş birliği” denildiğinde çoğu zaman bunun içinin ne kadar dolu olduğu tartışılır.

Burada ise farklı bir tablo gördüm.

Laurent Le Bon ile kurulan ilişki, protokol fotoğrafından ibaret değil. Önümüzdeki 5 yıl boyunca yılda iki büyük serginin İzmir’e gelecek olması, bu işin sürdürülebilir bir plan üzerine kurulduğunu gösteriyor.

Eylül ayında gelecek 85 eserlik seçki, bu iş birliğinin ilk ciddi testi olacak.

Açılış sergisini gezerken en çok dikkatimi çeken şey, seçimin rastgele yapılmamış olmasıydı.

Sonia & Robert Delaunay: Modern Rengin İcadı

Renk, hareket ve ritim…

Delaunay’ların Simultanizm akımıyla kurduğu dünya, İzmir’in ışığıyla beklediğimden daha iyi örtüşüyor. Sergiyi gezerken, bazı eserlerin adeta bu şehir için seçildiğini düşündüm.

Aslında bu açılış bana yeni bir şeyden çok, eski bir bağın güncellenmiş halini hatırlattı.

İzmir’in Fransa ile ilişkisi yeni değil.

Saat Kulesi’nden Konak Pier’e…

Gustave Eiffel’den Édouard Balladur’a…

Bu şehir zaten Akdeniz’in öte yakasıyla konuşmayı bilen bir şehir.

Bugün yapılan şey, bu diyaloğun sanat üzerinden yeniden kurulması.

Merkezin içinde dolaşırken küçük ama önemli detaylar dikkatimi çekti.

Müze mağazası, alıştığımız “çıkış noktası” değil. Serginin bir uzantısı gibi kurgulanmış. Kitaplar, objeler… Rastgele değil, seçilmiş.

Aynı şekilde Monreve Cafe…

Bir kahve alanından çok, mekânın ritmini düşüren bir ara katman gibi çalışıyor. İçeride geçirdiğim sürenin bir parçası haline geliyor.

Bu açılıştan çıktığımda aklımda tek bir cümle vardı: “Bu bir müze açılışı değil”

Bu, İzmir’in kendine yeni bir rol biçme girişimi.

Eğer planlandığı gibi devam ederse, burası sadece sergi gezenlerin uğradığı bir yer olmayacak. İzmir’i uluslararası sanat akışının bir durağı haline getirecek.

patronlardunyasi.com

editörün seçtikleri
Bora Koçak, gazete ilanından Sodexo Türkiye’nin CEO’luğuna uzandı
Bora Koçak, gazete ilanından Sodexo Türkiye’nin CEO’luğuna uzandı#Sodexo