Dolar
44,5917
0,15%
Euro
52,156
0,49%
Sterlin
59,9108
0,29%
Bitcoin
3.176.759
-0,01%
BİST-100
13.619,36
0,61%
Gram Altın
6.773,672
0,27%
Gümüş
73,95
-0,28%
Faiz
41,04
0,00%

İşgal altında gazeteci olmak; korku, suskunluk ve vicdan arasında insan kalabilmek

Türk edebiyatının unutulmaz ismi Kemal Tahir'in ilk kez 20'li yaşlarımda okuduğum eşsiz eseri "Esir Şehrin İnsanları"nı 53 yaşımda yeniden okuyorum... Okudukça gençliğimden biraz daha farklı biraz daha hüzün kaplıyor içimi... Yıl 2026'yken hâlâ işgali yaşayan şehirlerde yaşananları düşünüyorum.

09.04.2026 05:12Güncelleme: 09.04.2026 05:16
İşgal altında gazeteci olmak; korku, suskunluk ve vicdan arasında insan kalabilmek
16px
32px

Burak ARTUNER

Okurken kimi zaman burnumun direği sızlıyor, kimi zaman gözlerim yaşarıyor, kimi zaman umutla gülümsüyorum...

Gençliğimde de duygusaldım ama sanırım bugünkü kadar değil...

Bir şehir düşünün…

Sokaklarında yabancı askerlerin postalları yankılanıyor, limanındaki savaş gemilerinde başka bayraklar dalgalanıyor, kahvehanelerinde insanlar artık fısıltıyla konuşuyor.

Ve bir gazeteci düşünün…

Her sabah kalemini eline alıyor ama yazacağı her cümlenin bir bedeli olabileceğini biliyor.

Esir bir şehirde özgür kalmaya çalışan bir vicdan.

Sadece toprak değildir işgal edilen ruhlardır da...

Hayat ikiye bölünmüştür

Bir yanda direnmek isteyenler, diğer yanda “idare edelim” diyenler.

Kemal Tahir'in romanındaki İngiliz istihbaratçının söylediğine göre İngiliz Muhipleri Derneği'ne üye 60 bin 'Osmanlı vatandaşı'

Kimi korku ve belirsizlik içindedir, kimi uyum sağlama çabasında bukelamuna dönüşür, kimi gizli öfke ve dirençle içinde fırtınalar koparak 'Kurtuluş'u arar.

Kemal Tahir’in İstanbul’u da tam olarak böyle bir şehirdir.

Sokaklar kalabalık ama insanlar yalnızdır.

Kalpler doludur ama ağızlar kapalıdır.

Çünkü işgal, sadece bir askeri durum değildir.

Bir psikolojik kuşatmadır.

GAZETECİ HABER Mİ YAZAR TARİH Mİ?

İşgal dönemlerinde gazetecilik sıradan bir meslek olmaktan çıkar.

Kalem, bir meslek aracından çok bir vicdan terazisine dönüşür.

O günün gazetecisi şu sorularla yaşar:

Gerçeği yazarsam başıma ne gelir?

Susarsam kendime ne olur?

Halkın moralini mi korumalıyım, gerçeği mi söylemeliyim?

Bu ikilem, sadece roman sayfalarında kalmış bir tartışma değil.

Bugün de dünyanın farklı şehirlerinde gazeteciler aynı soruları soruyor.

Savaşın gölgesindeki şehirlerde ister Ortadoğu’da, ister Doğu Avrupa’da, ister başka bir coğrafyada gazeteci çoğu zaman şu üç rol arasında sıkışıyor:

Tanık, hedef ve vicdan...

MODERN ÇAĞIN GÖRÜNMEZ İŞGALCİLERİ

Dediğim gibi düşünüyorum:

Bugün bir şehri işgal etmek için tanklar her zaman gerekli değil.

Ekonomik baskı, güvenlik kaygısı, propaganda, bilgi kirliliği…

Bunlar da modern çağın görünmez işgal araçları olarak tartışılıyor.

Bu nedenle “esir şehir” kavramı artık sadece askeri bir durum değil, aynı zamanda bir ruh halini anlatıyor:

Sürekli kriz yaşayan şehir

Geleceğinden emin olmayan toplum

Umut ile korku arasında sıkışmış birey

ROMANCI OLMAZDAN ÖNCEKİ GAZETECİLİK YILLARI

Bugün daha çok romanlarıyla tanınan Kemal Tahir, edebiyat sahnesine çıkmadan önce uzun yıllar gazetecilik yaptı. Onun romanlarındaki güçlü gözlem, canlı diyaloglar ve toplumun alt katmanlarına dair derin sezgi, büyük ölçüde bu gazetecilik yıllarının ürünüdür.

Kemal Tahir’in çocukluğu seferberlik ve Millî Mücadele yıllarında geçti.

Bu yıllarda henüz 9 ya da 10 yaşlarındayken işgal altındaki İstanbul'da milli mücadele yanlılarının haberleşmeleri için notlar taşıdığı yazar bazı belgelerde...

GALATASARAY LİSESİ'NDEN AYRILDI HAYATA ATILDI

İlk öğrenimini babasıyla birlikte bulunduğu çeşitli şehirlerde tamamladı. Mütareke’den sonra ailesi İstanbul’a dönünce Kasımpaşa’daki Cezayirli Hasan Paşa Rüşdiyesi’ne girdi. 1923’te burayı bitirerek Galatasaray Mekteb-i Sultânîsi’ne kaydoldu. Onuncu sınıfta iken annesinin ölümü üzerine okuldan ve evden ayrılarak hayata atıldı. Avukat kâtipliği ve Zonguldak Kömür İşletmeleri’nde ambar memurluğunun (1928-1932) ardından İstanbul’a dönerek gazeteciliğe başladı. Muhabirlikten sekreterliğe kadar pek çok görev üstlendi. Bu süreçte gazete bürolarında, matbaa kokusu içinde, haberin nasıl yazıldığını ve nasıl sansür edildiğini yakından gözlemledi.

Gazetecilik onun için sadece bir meslek değil, aynı zamanda bir toplum okulu oldu. Vakit, Haber ve Son Posta gazetelerinde musahhihlik, röportaj yazarlığı ve tercümanlık yaptı. Yedigün ve Karikatür dergilerinde sekreter, Karagöz gazetesinde başyazar (1935-1936), Tan gazetesinde yazı işleri müdürü oldu. 1937’de Fatma İrfan’la evlendi. 1938’de, dönemin ünlü davası olan Donanma Davası kapsamında tutuklandı ve uzun yıllar cezaevinde kaldı. Kemal Tahir’in romanlarında sıkça görülen gözlem yeteneği, gerçekçilik ve toplum odaklı bakış doğrudan gazetecilikten gelir.

İşte yıllar sonra yeniden farklı duygular içinde okuduğum ve sizlerle paylaşmak istediğim romanı;

“Esir Şehrin Gazetecisi” aslında sadece bir dönemin ruhunu değil günümüzün ruhunu da anlatıyor...

Çünkü işgal altındaki bir şehirde gazeteci olmak, sadece haber yazmak değildir.

Korkuya rağmen yazmak, yalnızlığa rağmen yazmak, umutsuzluğa rağmen yazarak tarihe ve yaşananlara tanıklık etmektir.

Ve belki de bu yüzden,

İlk baskısı 1956'da yapılan Esir Şehrin İnsanları 70 yıl sonra bile günümüzü anlatmaya devam ediyor.

patronlardunyasi.com

editörün seçtikleri
Bora Koçak, gazete ilanından Sodexo Türkiye’nin CEO’luğuna uzandı
Bora Koçak, gazete ilanından Sodexo Türkiye’nin CEO’luğuna uzandı#Sodexo