NASA astronotunun uzaydan bakınca gördüğü 'Yalan Dünya' ve Neşet Ertaş'ın hayatı özetleyen o türküsü
NASA astronotu Ron Garan'ın yaptığı açıklamalar gündem oldu. 178 gün uzayda kalan, dünyayı gözlemleyen, sonunda 'Yalan Dünya' diyen astronotun ve Bozkırın tezenesi Neşet Ertaş'ın onunla birlikte hepimizin 'Yalan Dünya'sı üzerine bir beyin fırtınası...

Burak ARTUNER
Bir türkü vardır ki Anadolu’nun ruhunu, neredeyse bütün felsefesini iki kelimeye sığdırır: Yalan dünya.
Bu söz, bozkırın büyük ozanı Neşet Ertaş’ın dilinden dökülürken sadece bir sitem değil, hayatın özeti gibidir.
Ama ilginçtir, bu “yalan dünya” meselesini yalnızca Kırşehir bozkırının ozanları söylemiyor. Bazen bir NASA astronotu da aynı sonuca varabiliyor.
Dün dünya gazetelerini tararken rastladığım bir haberi görünce bu yazıyı yazmaya karar verdim.
Haberde, 4 Nisan 2011'de uzaya fırlatılan ve 16 Eylül 2011'de Dünya'ya dönen NASA astronotu Ron Garan'ın Big Think adlı dergiye yaptığı açıklamaların sosyal medyada gündem olduğu yazıyordu.
Astronot Garan, Dünya çevresinde 178 günde yaklaşık 3 bin yörünge turu tamamlayarak insanlığın 'bir yalan içinde yaşadığını' keşfetmişti.

NASA astronotu Ron Garan, Uluslararası Uzay İstasyonu'nun penceresinden dışarı bakarken, dünyanın yörüngeden ne kadar farklı göründüğüne hayran kaldığını söyledi.
Özetle şöyle diyor Garan, "Uzaydan bakıldığında, gezegenin kırılgan yaşam destek sistemleri, atmosferi, okyanusları ve ekosistemleri açıkça görülebiliyor; ancak insan toplumu bunları yalnızca küresel ekonomiye hizmet etmek için var olan yapılar gibi ele alıyor. Ekonomiyi görmedim. Ancak insan yapımı sistemlerimiz, gezegenimizin yaşam destek sistemleri de dahil olmak üzere her şeyi küresel ekonominin tamamen sahip olduğu bir yan kuruluşu olarak ele aldığı için, uzaydan bakıldığında bir yalan içinde yaşadığımız apaçık ortada, ama insanlar aşağıda birbirleriyle kavga ediyor. bu manzara bana insanlığın dayandığı sistemlerin çoğunun kusurlu bir fikir üzerine kurulu olduğunu fark ettirdi. Ekonomi, toplum, gezegen düşüncesinden gezegen, toplum, ekonomi düşüncesine geçmeliyiz. Ancak o zaman evrimsel sürecimize devam edebileceğiz"

NASA astronotu Ron Garan.
Biraz araştırıyorum... Astronotlarda bu aydınlanma sık sık yaşanırmış ve adına da Genel Bakış Etkisi deniyormuş.
Bu terim ilk olarak 1987'de uzay filozofu Frank White tarafından ortaya atılmış...
Bu, birçok astronotun uzaydan Dünya'yı izlerken yaşadığı, farkındalıkta meydana gelen derin bir değişimi anlatıyor.
Sıklıkla ezici bir hayranlık duygusu, gezegenin güzelliğine ve kırılganlığına dair daha derin bir takdir ve insanlığa ve bir bütün olarak Dünya'ya güçlü bir bağlılık hissi oluşuyormuş...
Astronot Garan kalıcı olarak aydınlanmıştı!
Uzaydan dünyaya bakmış ve sonunda vardığı sonuç Anadolu’da zaten yüzyıllardır bilinen bir şey olmuştu:
Yalan dünya.

Uzaydan Dünya manzarası.
Bozkır filozofu veyahut uzay filozofu...
Neşet Ertaş’ın hayatına bakınca da bu sözün neden çıktığını anlamak zor değil.
Yoksulluk, gurbet, kırık sazlar, toprak yollar…
Babası büyük halk ozanı Muharrem Ertaş’tan aldığı geleneği omuzlarında taşıyarak Anadolu’yu dolaşan bir sanatçı.
Türkülerinde sık sık aynı cümle karşımıza çıkar:
“Dünya malı dünyada kalır.”
Bu sözün akademik versiyonu muhtemelen Harvard’da “varoluşsal minimalizm” diye okutulur.
Ama Neşet Ertaş bunu tek cümleyle anlatır.
Astronot Ron Garan’ın uzaydan gördüğü manzara ise aslında aynı düşüncenin yüksek irtifa versiyonu.
Bozkırdan bakınca dünya yalan.
Uzaydan bakınca da pek farklı değil.
Uzaydan Anadolu’ya
Düşünsenize…
Bir tarafta Kırşehir’den sazıyla çıkan ve vefatına kadar Türkiye'ye bir şeyler anlatmaya çalışan Bozkırın tezenesi...
Diğer tarafta saatte 28 bin kilometre hızla Dünya’nın etrafında dönen bir astronot.
Aralarında yaklaşık 400 kilometre irtifa farkı var.
Ama vardıkları sonuç aynı:
“Bu kadar kavga etmeye değmez.”
Ron Garan, uzaydan gördüğü manzarayı anlatırken insanların aslında tek bir gemide yaşadığını söylüyor. İnce bir atmosfer tabakasının bizi koruduğunu ve gezegenin ne kadar kırılgan olduğunu fark ettiğini anlatıyor.
Anadolu’da buna çok daha kısa bir açıklama vardır:
“Dünya dediğin bir konaktır.”

Büyük halk ozanı Neşet Ertaş.
SAZLA UZAY MEKİĞİ ARASINDA...
Bir gazeteci olarak bazen düşünüyorum.
Acaba NASA, astronot eğitimine küçük bir değişiklik eklese nasıl olur?
Simülasyon odasında adaylara önce uzay yürüyüşü öğretilir. Ardından da kulaklık takılıp şu türkü dinletilir:
“Hep sen mi ağladın, hep sen mi yandın?
Ben de gülemedim; yalan dünyada
Sen beni gönlümce mutlu mu sandın?
Ömrümü boş yere çalan dünyada
Ah, yalan dünyada, yalan dünyada
Yalandan yüzüme gülen dünyada
Sen ağladın, canım, ben ise yandım
Dünyayı gönlümce olacak sandım
Boş yere aldandım, boşuna kandım
Rengi gözümde solan dünyada (…)
Belki o zaman dünya siyaseti de biraz daha sakin olurdu.
Çünkü uzaya çıkmadan önce Neşet Ertaş’ı dinleyen bir astronot, büyük ihtimalle aşağıya bakınca şunu derdi:
“Bunu zaten biliyorduk.”

Neşet Ertaş'ın gençlik günleri.
KOZMİK BİR TÜRKÜ VE ÖTESİ...
Sonuçta ister sazla söyleyin ister uzay istasyonundan bakarak anlatın…
İnsanlık bazen aynı gerçeği farklı yollarla keşfediyor.
Biri Kırşehir’den söylüyor, diğeri uzaydan.
Ama ikisinin de anlattığı şey aslında aynı hikâye:
Dünya küçük.
Hayat kısa.
Kavgalar anlamsız.
Ve galiba hem bozkırın ozanı hem de uzayın astronotu aynı noktada buluşuyor: Yalan dünya.
Belki siz bu yazıyı okurken savaş uçakları, fırlatılan füzeler hedeflerine doğru ilerliyor...
Ben de çaresizce düşünüyorum ve yazıyorum, sadece iki kelime:
Yalan dünya.
patronlardunyasi.com















