Aktüel


Astrolog Nuray Sayarı’nın 55 yaşında ikiz bebek beklediği haberini sosyal medyada okudum. İddiaya göre Sayarı müjdeli haberi, “Allah’a sonsuz şükürler olsun. Allah ol der ve olur. Kün fe ye kün” diyerek paylaşmıştı. Magazin sayfalarındaki paylaşımları gördüm ama kendisinin bir paylaşımını göremedim. Ben de aradım.

Haberi kendisinin duyurmadığını söyledi. Önce evliliği şimdi de gebeliği ile gündem olduğu için mahcup, mahremine saygı gösterilmediği için de kırgındı. Nazara inandığının da altını çizerek, “Yani 55 yaşındayım... Ve yolun başındayız. Tıbbi açıdan henüz bir şey belli değil. İnşallah, hayırlısı ile durum bir netleşsin, bebeklerin sağlık durumu bir belli olsun, o zaman soruları cevaplayacağım, lütfen biraz zaman ve anlayış tanısınlar bize” dedi.

Haklı. Zira ilk 3 hatta 4 ay, yani bebekler rahme tutunana kadar özellikle de geç gebeliklerde Allah korusun ama “düşük” riski var.

Ünlü oyuncu Seray Sever, 48 yaşında tüp bebek yöntemiyle hamile kalmış, ikiz bebeklerini kucağına almıştı.

HOLLYWOOD’TA DA ÖRNEKLERİ VAR

Hürriyet'ten Fulya Soybaş'ın haberine göre, pop müziğin efsane ismi Michael Jackson’ın kız kardeşi Janet 51 ve Sylvester Stallone’nin eski eşi Brigitte Nielsen de 55 yaşında tüp bebek tedavisiyle, Brezilyalı oyuncu Claudia Raia ise menopoza girdiğini açıkladıktan 3 yıl sonra, 56 yaşında iddiasına göre tamamen “doğal” yollarla anne oldular.

Gelelim asıl soruya: “50’li yaşlarda gebelik mümkün mü?” Yanıtını Tüp Bebek ve İnfertilite Derneği Başkanı ve Kadın Hastalıkları ve Tüp Bebek Uzmanı Prof. Dr. Bülent Tıraş verdi: “Diyelim kadın, yumurta rezervi ve kalitesinin çok düşük olduğu 50’li yaşlarında ve henüz menopoza girmemiş. Milyonda bir de olsa, adet görmeye ve yumurtalıkları da görevlerini yapmaya devam ettiği sürece ‘doğal’ yöntemlerle hamile kalabilir. Ama dediğim gibi... Milyonda bir... Bu, çok sık rastlanmayan bir durum, biraz da şans ama yine de olasılık dahilinde.” TÜP BEBEK VE HÜCRESEL TEDAVİ

“Kadın yine 40 ya da 50’li yaşların başlarında, premenopoz ya da menopoz döneminde. İşte bilim burada devreye giriyor. Ve evet, böyle bir süreçte, tüp bebek, PRP, eksozom uygulamaları ile ‘geç’ denilebilecek bir yaşta anne olmak mümkün. PRP ve eksozom uygulamaları sağlıklı bir bebeğin dünyaya gelmesi için başarıyı artıran yeni nesil hücresel tedaviler arasında ilk sıradadır.

PRP VE EKSOZOM ÖNE ÇIKIYOR

PRP, çiftlerin kendi kanından elde edilir ve elde edilen hücreler yenileyici ve tamir edicidir. Kişinin yumurtalıklarına enjekte edilir. Bugüne kadar çok sayıda kişiye uyguladık, herkes de aynı etki olmasa da yüzde 60-70 bir başarısı var. Eksozom da benzer. Yine kişinin kendi kanından elde edilen hücreler, rahme ya da yumurtalıklara enjekte edilir. Dünyada ilk kez, PRP ile eksozomun aynı anda kullanımının gebelik şansını artırdığını Türk biliminsanları olarak biz tespit ettik. Sadece PRP kullanımı yaklaşık yüzde 25, sadece eksozom kullanımı yaklaşık yüzde 27 gebelik şansı verirken, her ikisinin birlikte kullanımı ise yüzde 38’lere yakın sonuç verdi. Ancak dikkat! Eksozom kişinin kendisine ait olmalı. Çünkü içinde kadının kendi DNA’sı var. Dolayısıyla işlemin doğru ellerde yapılması önemli.”

YUMURTA DONDURMAK DA BİR YÖNTEM

“Yanı sıra yapay zekâ, artık tüp bebek tedavisinde de kullanılıyor. Hangi embriyoların sağlıklı olduğu ve gebelik şansının yüksek olduğu çok doğru şekilde analiz edilebiliyor. Anneliği erteleyen kadınların yumurtalarını olabildiğince genç yaşlarda, mümkünse 35 yaşından önce, dondurmaları da ‘geç’ annelik açısından son derece önemli.”

KUZEY KIBRIS GERÇEĞİNİ KİMSE KONUŞMAK İSTEMİYOR

50’li yaşlarda “anne” olmanın bir yöntemi daha var. Ancak bunu pek kimse dillendirmiyor, ben söyleyeyim: Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’ndeki klinikler.

Geçtiğimiz hafta BBC, KKTC’deki kliniklerde yanlış sperm ve yumurtalarla çocuk sahibi olan ailelerle röportajlar yaptı. Bu konuda açılmış davalar var. Buradaki çoğu klinik AB yasallarına uygun çalışmıyor, sıkı kurallara tabi değiller. Ancak yine de Avrupa ve Türkiye’de çok popülerler.

Zira düşük fiyat-yüksek başarı vadediyorlar. Dünyanın dört bir yanından “isimsiz” yumurta ve sperm bağışçısına sahipler. “Müşteri”lerine çocuklarının cinsiyetini ve istedikleri sayıda çocuk seçebilmeleri ve taşıyıcı annelik, yumurta-sperm nakline kadar Türkiye ve AB’de “yasal olmayan” geniş seçenekler sunuyorlar.

Dolayısıyla üreme sorunları yaşayanlar, LGBT bireyler veya ülkelerinde böylesi seçeneklere erişemeyebilecek bekar yetişkinler için KKTC çocuk sahibi olmak için adeta bir “cennet.”

Kıbrıs’ta ünlü bir tüp bebek merkezinin sahibi Dr. Halil İbrahim Tekin, 2010’da Hürriyet’e verdiği bir röportajda şöyle diyor: “Yılda bin aileyi sperm bankasından sperm ya da başka bir kadından yumurta alarak çocuk sahibi yapıyoruz. Bunların yüzde 70’i Türkler. Ama toplum baskısı sebebiyle bu durumu gizliyorlar.”

patronlardunyasi.com