İşte Fulya Soybaş’ın o yazısı:
Bazı fikirler vardır, milyonlarca dolar harcanır. Ama tutmaz.
Bakınız: A Milli Takım için hazırlanan reklam kampanyaları...
“Bizim çocuklar” daha ikinci maçtan elenince, “gaz veren” reklamların dışında farklı mesajlar veren reklam setleri de hazırlamadığı için sistem çöktü mesela.
Bazı fikirler vardır. Beş kuruş harcamazsınız. Ama dünya
peşinden gider.
Norveç’in şu meşhur “Viking Row” hikâyesi işte tam olarak böyle.
#video_9742438#
Ne dev bir koreografi...
Ne rakibe bir gönderme...
Bir grup Norveçli taraftar sadece oturup kürek çekti. Hem de görünmez küreklerle...

Hepsi bu.
Önce tribünlerde başladı.
Sonra sokaklara, yürüyen merdivenlere sıçradı.
Ardından New York metrosuna indi.
Times Square’den çıktı.
Derken Norveç Parlamentosu’na kadar ulaştı. Üstelik ritmi, oturumu yöneten Meclis Başkanı verdi tokmağıyla.
İşin daha ilginç tarafı şu:
Ortada ne bir
tehdit var.
Ne bir meydan okuma.
Ne de kimseye “Biz en büyüğüz” diyorlar.

Sadece eğleniyorlar.
Tam olarak hoşuma giden ve dünyanın da satın aldığı duygu bu işte.
Çünkü son yıllarda milliyetçilik “kaşları çatık”, “sesi yüksek”, “öfkeli” bir duygu olarak pazarlanmakta.
Norveçliler ise başka bir şey gösteriyor hepimize: “Tarihini sevebilirsin. Kültürünle gurur duyabilirsin. Atalarını da hatırlayabilirsin. Ama tüm bunları yaparken kimseyi korkutmana da gerek yok.”
Bir davul yeter.
Bir ritim yeter.
Bir de hayali kürek.

Bin yıl önce okyanusları aşan Vikingler vardı. Bugün ise dünyanın dört bir yanında insanlar, hiçbir yere gitmeyen görünmez bir gemide oturmuş, aynı ritimde kürek çekiyor.
Dünya Kupası’nı kimin kaldıracağını henüz bilmiyoruz.
Ama milyonlarca insanı aynı hayali gemiye bindirmeyi başaranların kim olduğu belli.
patronlardunyasi.com