Teknoloji


Toygun ATİLLA

Patronlar Dünyası’nda önceki gün okuduğum bir haber beni yine sevgili dostum Atilla Demir Yerlikaya ile yaptığımız uzun sohbetlere götürdü.

Anadolu Grubu’nun beyin takımındaki Atilla ile ne zaman bir araya gelsek konu dönüp dolaşıp yapay zekâya gelir. O anlatır, ben daha çok soru sorarım. Bu kez cevapları Londra’daki küçük bir mahkeme salonu verdi.

Hayal edin...

Londra’nın güneyindeki Wandsworth County Court’ta o sabah sıra dışı hiçbir şey yoktu.

Koridorlarda bekleyen insanlar…

Dosyalarını koltuğunun altına sıkıştırmış avukatlar…

Biriken duruşmalar…

Küçük alacak davaları…

İngiliz adalet sisteminde sıradan bir gündü... Mahkeme salonunda görülen dava da öyleydi.

Bir insan kaynakları danışmanı, hak ettiği halde alamadığı 7 bin sterlinin peşindeydi.

Ne milyar dolarlık bir şirket birleşmesi, ne uluslararası tahkim ne de televizyon kameraları vardı …

Duruşma yaklaşık üç saat sürdü. Hakim kararını verdi. Davacı kazandı. Mahkeme dağıldı.

Ancak o gün tarihi bir gündü. 

Mahkeme salonundan çıkan şey yalnızca bir karar değildi, hukuk dünyasının geleceğine açılan küçük bir kapıydı. Davayı kazanan dosyanın önemli bir bölümü insan eliyle değil, yapay zekâ tarafından hazırlanmıştı.

BİR DAVA MI YOKSA İŞARET FİŞEĞİ Mİ?

Adı Garfield AI’ydı.

Tüm dünya şimdi İngiltere’den başlayarak "Bu sadece bir dava mıydı, yoksa beyaz yakalı dünyanın geleceğine dair ilk işaret fişeği mi?" sorusunu soruyor.

Birçok haber kanalı bu olayı “robot avukat dava kazandı” başlığıyla verdi. Aslında tam olarak öyle değil.

Garfield AI mahkeme salonuna girip savunma yapmadı. Hakimin karşısına geçmedi, soru sormadı, itiraz etmedi. 

Duruşmaya çıkan yine insandı.

Peki ne yaptı Garfield Al diye merak ediyorsanız söyleyeyim...

Dosyayı hazırladı, tanık beyanlarını oluşturdu, dava stratejisini kurguladı, mahkeme evraklarını düzenledi...

İşte hukuk dünyasını düşündüren ve büyük tartışmalara neden olan nokta da tam olarak bu.

Neden derseniz açıklayayım, 

Hukuk bürolarında en çok zaman alan işler bunlar, genç avukatların gecelerini verdiği işler.

Yani yapay zekâ avukatlığın tepesine değil, temel katlarına dokunmaya başladı.

PAHALI SİSTEME ALTERNATİF

Şimdi gelelim davanın ayrıntılarına...

Davacı Tamires Camal Taquidir. İnsan kaynakları danışmanlığı yapıyor. İddiasına göre verdiği hizmetin karşılığında hak ettiği ücreti alamadı.

Alacak miktarı yaklaşık 7 bin sterlin.

İngiltere’de bu tür dosyalar için birçok kişi dava açmıyor. Çünkü avukat masrafı bazen alacağın önemli kısmını götürüyor. Tam da burada Garfield AI devreye giriyor.

Şirketin kurucuları şunu söylüyor: “İnsanlar haklı oldukları halde haklarını arayamıyorlar çünkü sistem pahalı.”

Yapay zekâ ile bu maliyeti aşağı çekmeyi hedefliyorlar. Bugüne kadar yüzlerce dosya hazırlamışlar. Yarım milyon sterlinin üzerinde tahsilata katkı sağladıklarını söylüyorlar. Yani mesele yalnızca teknoloji değil. Bir iş modeli, adalete erişim modeli değişimi.

YAPAY ZEKAYLA İLGİLİ ÇOK ÖNEMLİ SORULAR

Fakat hikâyenin asıl ilginç tarafı başka.

İngiltere önce korkmadı.

Önce yasaklamadı.

Önce ruhsat verdi.

Garfield AI, İngiltere ve Galler’deki hukuk sektörünü düzenleyen kurumun onayıyla faaliyet gösteriyor. Bu ayrıntı çok önemli.

Dünyanın birçok ülkesinde teknoloji önce ortaya çıkar.

Sorunlar yaşanır. Devlet sonra yetişmeye çalışır.

İngiltere bu kez farklı davrandı.

Veri güvenliği nasıl sağlanacak?

Yanlış bilgi üretilirse ne olacak?

Sorumluluk kimde olacak?

Çıkar çatışmaları nasıl önlenecek?

Bunların hepsini masaya yatırdı.

Sonra lisans verdi.

Aslında bu dava kadar önemli olan şey, bu ruhsatın verilmiş olması.

Bu karar yalnızca Garfield AI’nın değil, yapay zekânın hukuk koridorlarına giriş vizesi oldu...

Peki İngiltere’de herkes alkışlıyor mu?

Hayır.

Tam tersine ciddi tartışmalar var.

Bir grup hukukçu bunun adaleti demokratikleştireceğini düşünüyor.

Çünkü küçük işletmeler, serbest çalışanlar ve vatandaşlar artık daha düşük maliyetle haklarını arayabilecek.

Ama diğer tarafta endişeliler var.

Onlar da haksız değil.

Çünkü yapay zekânın zaman zaman olmayan kararları varmış gibi gösterdiği…

Olmayan içtihatlar ürettiği…

Hukuki hatalar yaptığı örnekler yaşandı.

Bir insan avukat hata yaptığında sorumlusu bellidir.

Peki yapay zekâ hata yaparsa?

Sorumlu kim olacak?

Yazılım şirketi mi?

Hukuk firması mı?

Kullanıcı mı?

İngiltere’de bugün tartışılan temel soru bu.

ÖNÜMÜZDEKİ YILLARIN EN ÖNEMLİ TARTIŞMASI

Ben ise başka bir yere takıldım.

Bu haberi okurken aklıma hukukçular değil, genç beyaz yakalılar geldi.

Çünkü Garfield AI aslında avukatların yerine geçmiyor.

Önce genç avukatların yaptığı işleri alıyor.

Belgeleri okuyor.

Taslak hazırlıyor.

Araştırma yapıyor.

Özet çıkarıyor.

Bu bana başka meslekleri hatırlattı.

Denetim şirketindeki genç uzmanı…

Bankadaki analisti…

Danışmanlık şirketindeki associate’i…

Gazetedeki genç muhabiri…

Reklam ajansındaki metin yazarını…

Çünkü yapay zekâ önce en tepedeki yöneticinin işini almıyor.

Önce kariyer basamağının ilk adımlarını almaya başlıyor.

Bana göre asıl sorun da burada başlayacak. 

Yarının uzmanları nasıl yetişecek?

Mesleklerin mutfağı ortadan kalkarsa ustalar nereden çıkacak?

Bence önümüzdeki yılların en önemli tartışmalarından biri bu olacak.

BİR ŞİRKET SAHİBİ NE DÜŞÜNÜR?

Bir de iş dünyası açısından bakalım.

Bir şirket sahibi olsaydınız ne düşünürdünüz?

Hukuk maliyetleri düşüyor.

Tahsilat süreçleri hızlanıyor.

Küçük alacaklar için dava açmak kolaylaşıyor.

Bu iyi haber.

Ama aynı zamanda, bugün hukukta başlayan bu dönüşüm yarın muhasebeye, denetime, insan kaynaklarına ve finansa sıçrarsa ne olacak? sorusunu da beraberinde getiriyor. 

Bana sorarsanız Garfield AI’nin kazandığı dava bir hukuk haberinden ziyade önemli bir iş dünyası haberi... 

Meseleyi yalnızca mahkeme salonlarından ibaret tutarsanız yanılırsınız.  Hiç de öyle değil.

Şirketlerin organizasyon şemaları, departman yapıları, işe alım stratejileri, maliyet hesapları...

En önemlisi de insan emeğinin geleceği.

TÜRKİYE’DE OLSA NE OLURDU

Şimdi Türkiye’yi düşünelim.

Yarın böyle bir sistem burada ortaya çıksa ne olur?

Muhtemelen günlerce tartışırız.

Barolar konuşur.

Hukukçular konuşur.

Teknoloji şirketleri konuşur.

Siyaset konuşur.

Peki, biz bu dönüşümü yönetmeye mi çalışacağız, yoksa gerçekleşmesini engellemeye mi?

İngiltere’de yaşananlardan benim aldığım ders şu...

Onlar teknolojiyi kutsamadılar, ama şeytanlaştırmadılar da.

Kurallar koydular, denetlediler, sorumluluk tanımladılar, kontrollü şekilde kapıyı açtılar.

Önümüzdeki yıllarda en çok ihtiyaç duyacağımız şey tam olarak bu yaklaşım olacak.

ARTIK BU SORUYU SORMALIYIZ

Patronlar Dünyası okumanız için bugün sizlere yine önemli bir sebep sunduğumu düşünüyorum :) 

Hep söylüyorum ama yine tekrar edeyim. 

Patronlar Dünyası okuyanlar sadece bugünü değil geleceği de okur. 

İş dünyasına sadece hafıza vermez, geleceğe projektör sunar...

Beyaz yakalılar için günün sorusunu sorarak yazımı tamamlayayım. 

"Yapay zekâ bizim işlerimizi ne zaman alacak sorusu yerine, insan olarak hangi işleri elimizde tutabileceğiz?" sorusunu sorma zamanı geldi de geçiyor bile...

İLGİLİ HABER

İngiltere’de ruhsat alan yapay zeka tabanlı hukuk firması ilk davasını kazandı

patronlardunyasi.com