- Ege Demir ve Demirdışı Metaller İhracatçıları Birliği başkanlığı için isminiz güçlü şekilde gündeme gelmişti. Ancak seçim sürecinin ardından sektörde kadın temsilinin yeterliliği yeniden tartışılmaya başlandı. Siz bu tabloyu nasıl değerlendiriyorsunuz?
Başta demir çelik sektörü olmak üzere bugün birçok alanda kadınların erkeklerle eşit koşullarda temsil edildiğini düşünmüyorum. Kadınlar üretimden ihracata, finanstan teknolojiye kadar çok güçlü başarı hikayeleri ortaya koyuyor. Ancak konu karar alma mekanizmalarına geldiğinde aynı tabloyu görmek her zaman mümkün olmuyor.
Son süreçte yaşanan tartışmaların da aslında uzun süredir konuşulmayan bir gerçeği yeniden görünür hale getirdiğini düşünüyorum. Bugün birçok sektörde kadınların yönetim pozisyonlarında yer alması destekleniyormuş gibi görünüyor ancak konu temsilin gerçekten paylaşılmasına geldiğinde aynı yaklaşımın sürdüğünü söylemek zor. Sorunun temelinde yalnızca istihdam değil, temsil meselesi var. Kadınların yönetim kurullarında, birliklerde ve sektör temsil yapılarında daha fazla yer alması gerekiyor. Kadınların gerçekten söz sahibi olduğu ve yön verdiği bir yapıya ihtiyaç var.

KADINLARIN KARAR MASASINDA DAHA FAZLA YER ALMASI GEREKİYOR
- Siz bu tabloyu kendi kariyer yolculuğunuzda nasıl deneyimlediniz?
Demir çelik sektörü uzun yıllardır erkek egemen yapının en sert hissedildiği alanlardan biri. Ben de sektöre ilk girdiğim yıllarda bunun etkisini çok net yaşadım. Yaklaşık 25 yıl önce bu sektörde kadın yönetici görmek bugüne göre çok daha istisnaiydi.
Ben özellikle genç kadınların ağır sanayiden uzak durmaması gerektiğine inanıyorum. Çünkü sektör artık eski gibi değil. Dijitalleşme, otomasyon ve teknik uzmanlık gerektiren yeni üretim modelleriyle birlikte fiziksel güçten çok bilgi, uzmanlık ve analitik bakış açısı öne çıkıyor.
Türkiye’nin sanayide gerçek anlamda dönüşebilmesi için kadınların karar masasında daha fazla yer alması gerekiyor. Bence artık asıl konuşmamız gereken konu bu.
GENÇ KADINLARIN AĞIR SANAYİYE DAHA CESUR YAKLAŞMALARINI DESTEKLİYORUZ
- Kardemir Çelik olarak kadın istihdamı ve kadın temsilini artırmak için nasıl bir yaklaşım benimsiyorsunuz?
Kardemir Çelik olarak kadın çalışanlara alan açmayı ve fırsat eşitliğini desteklemeyi öncelikli konularımızdan biri olarak gördük. Bugün dış ticaret organizasyonumuzun yaklaşık yüzde 60’ı kadın çalışanlardan oluşuyor. Üretim tesislerimizde ise mühendis, teknik personel ve kaynak operatörü olarak görev yapan kadın çalışanlarımız bulunuyor. Ben cinsiyeti ön plana çıkarmaktan çok, kadınların kendi yetkinlikleri, uzmanlıkları ve ortaya koydukları değerle görünür olmasını önemsiyorum. Bu nedenle mentorluk ve kurum içi gelişim süreçlerimizi de bu anlayışla kurguluyoruz.
Şirket içinde “Kardemir’de kadının gücü demirden öte” mottosuyla çeşitli iletişim çalışmaları, projeler ve etkinlikler gerçekleştiriyoruz. Bunun yanında, sektörde rol model olmanın da önemli bir sorumluluk olduğuna inanıyorum. Genç kadınların ağır sanayiye daha cesur yaklaşmalarını ve bu alanlarda kariyer hedeflemelerini desteklemeye çalışıyoruz.
- Söz şirkete gelmişken… Kardemir Çelik’te yaklaşık 25 yıl önce ihracat tarafında göreve başladınız. O günden bugüne şirketin geçirdiği dönüşümü biraz anlatır mısınız?
Kardemir Çelik, babam Nevzat Karalp tarafından 1968 yılında Denizli’de kuruldu. Ben ise yaklaşık 25 yıl önce şirketimizin dış ticaret departmanında göreve başladım. O dönemlerde daha sınırlı bir ihracat hacmimiz vardı ve ağırlıklı olarak belirli pazarlara satış gerçekleştiriyorduk. Kariyerimin önemli bir bölümünü Kardemir Çelik’in ihracat ağını büyütmeye ve şirketi yeni pazarlara taşımaya odaklanarak geçirdim. Uzun yıllar boyunca uluslararası fuarlar, müşteri ziyaretleri, yeni pazar araştırmaları ve birebir ilişkilerle ihracat tarafında güçlü bir yapı oluşturmaya çalıştık. Bugün geldiğimiz noktada 100’den fazla ülkeye ihracat gerçekleştiren bir şirket haline geldik.
Yıllar içinde önemli yatırımlarla büyümemizi sürdürdük. Bugün 1350’nin üzerinde çalışanımız ve 7 üretim tesisimizle faaliyet gösteriyoruz. İnşaat, otomotiv, enerji, makine ve çelik konstrüksiyon gibi birçok sektöre yönelik üretim gerçekleştiriyoruz.
Sektördeki dalgalanmalara rağmen 2025’te oldukça başarılı yıl geçirdik. Yaklaşık 1,8 milyon ton üretim gerçekleştirirken ciromuzu yüzde 13 artırarak 23 milyar TL seviyesine taşıdık. İhracatta ise 8,7 milyar TL gelir elde ettik. 2026 yılının ilk çeyreğini de hedeflerimiz doğrultusunda tamamladık.

YATIRIM AJANDASINDA KATMA DEĞERLİ ÜRETİM VE SÜRDÜRÜLEBİLİRLİK VAR
- Gelecek planlarından da bahsedelim. Yatırım ajandanızda neler var? Büyüme için nasıl bir strateji oluşturdunuz?
Kardemir Çelik olarak 2026 ajandamızda hem üretim kapasitesini artırmaya hem de katma değeri yüksek ürünlerle küresel pazardaki konumumuzu güçlendirmeye odaklandık. En önemli gündem maddemiz, 30 milyon dolarlık yatırımla İzmir Aliağa Bozköy’de inşa ettiğimiz büyük ebat profil hadde tesisimizi 2026’nın ikinci çeyreğinde devreye almak. Dünyada artan çelik yapı kullanımı büyük profillere olan ihtiyacı artırıyor. Yapısal profillere artan talebe yönelik ürün gamımızı genişletiyoruz. Bu nedenle Kardemir Çelik olarak büyük profil hattı 200 mm UPN, IPN ve İPE üretiminin yanı sıra 200 mm üstü ürün gruplarına da üretim planlıyoruz. Yeni yatırımların devreye girmesiyle toplam ciromuzun yaklaşık yüzde 10, ihracatımızın ise yüzde 25 seviyesinde artacağını öngörüyoruz. Yeni ürünler daha üst segmentte bir ürün olacağı için kar artışı ile birlikte ciroya olan katkının yüzde 25’lerine ulaşmasını bekliyoruz. Genişleyen ürün gamımızla, Avrupa ve ABD gibi yüksek standart ve sertifikasyon talep eden pazarlarda rekabet gücümüzü artırırken; Afrika, Orta Doğu ve Güney Amerika gibi gelişmekte olan pazarlarda da uygun fiyat–yüksek kalite dengesini yakalayarak varlığımızı güçlendireceğiz.
Mevcut çelikhane ve haddehane tesislerinde üretilen ürün çeşitliliğinin artırılması ve üretim kapasitesinin geliştirilmesi amacıyla tesislerimizde modernizasyon ve kapasite yatırımları da her zaman gündemimizde yer alıyor.
Çevreye duyarlı üretim teknolojileri ve sistemlerine yaptığımız yatırımlarımız sayesinde bugün Türkiye'de elektrik tüketimi ve karbon salınımı düşük olan demir çelik fabrikalarından biri olarak öne çıkıyoruz. Önümüzdeki dönemde hayata geçireceğimiz yeni GES, RES ve atık ısı yatırımlarıyla yenilenebilir enerji de toplam gücü 52,1 MW’a çıkarmayı amaçlıyoruz. Hacı Ömerli’de 2 MW büyüklüğünde GES yatırımı bulunuyor. Bunun yanında her biri 1 MW büyüklüğünde iki farklı atık ısı dönüşüm yatırımımız bulunmakta. Çelikhane tesisimizin bulunduğu arazide 10,8 MW büyüklüğünde ve Hacı Ömerli’de 3,6 MW büyüklüğünde iki farklı rüzgâr enerji santrali projemiz var. Ayrıca şirketimizin İzmir Aliağa’da Bozyaka rüzgâr enerji santrali ve güneş enerji santrallerinden oluşan toplam 9 MW büyüklüğünde hibrit enerji santrali projesi bulunuyor.

- Sektörü nasıl değerlendiriyorsunuz? Çelik sektöründe global hedefleriniz doğrultusunda nasıl bir çalışma yapıyorsunuz?
Türk çelik sektörü bugün yüksek enerji ve hammadde maliyetleri, artan korumacılık önlemleri, anti-damping uygulamaları ve küresel ölçekte yoğunlaşan rekabet gibi önemli zorluklarla karşı karşıya. Özellikle Avrupa Birliği pazarındaki kotalar, ilave vergiler ve lojistik maliyetlerindeki artış, ihracatçı şirketler üzerinde ciddi bir baskı oluşturuyor. Buna rağmen sektörünün dünyada 7’nci, Avrupa’da ise 1’inci sırada yer alması, sektörümüzün üretim gücünü, esnekliğini ve küresel rekabet kabiliyetini net şekilde ortaya koyuyor.
Biz de Kardemir Çelik olarak bu süreci dönüşüm ve rekabet gücünü artırma fırsatı olarak değerlendiriyoruz. Günümüzde dış pazarlarda sürdürülebilir şekilde var olabilmek için sadece standart ürün üretmek yeterli değil. Her ülkenin ve hatta her bölgenin ihtiyaçlarını doğru analiz etmek, buna uygun özel ve katma değerli ürünler geliştirmek gerekiyor. Biz de stratejik planlamamızı bu anlayış üzerine kuruyoruz.
Esnek üretim kabiliyetimiz sayesinde farklı pazarlara yönelik özel çözümler sunabiliyoruz. Bugün 10 bin farklı çeşitte üretim gerçekleştirebiliyor, müşterilerimizin teknik beklentilerine göre ürün geliştirebiliyoruz. Özellikle yüksek katma değerli ürünlere odaklanmak, küresel rekabette bizi daha güçlü bir konuma taşıyor.
Aynı zamanda enerji verimliliği ve sürdürülebilirlik yatırımlarını da rekabet gücünün önemli bir parçası olarak görüyoruz. Türkiye’de elektrik tüketimi ve karbon salınımı düşük olan demir çelik üreticilerinden biri olarak öne çıkıyoruz. Elektrikli ark ocağı teknolojimiz, atık ısı geri kazanım sistemlerimiz, RES ve GES yatırımlarımız sayesinde hem maliyet avantajı sağlıyor hem de Avrupa Yeşil Mutabakatı ve sınırda karbon düzenlemesi gibi küresel dönüşümlere uyumlu bir üretim altyapısı oluşturuyoruz.
Tesislerimizin stratejik konumu da bize önemli avantaj sağlıyor. Aliağa Limanı’na yakınlığımız sayesinde hammadde tedariki ve ürün sevkiyatında hız ve operasyonel verimlilik elde ediyoruz. Bunun yanında 2016 yılında kurduğumuz Ar-Ge merkezimizin katkısıyla ürün çeşitliliğimizi ve teknik yetkinliğimizi sürekli geliştiriyoruz.
Önümüzdeki dönemde de yeni ürün yatırımları, enerji projeleri, dijitalleşme ve ihracat odaklı büyüme stratejilerimizle global pazardaki rekabet gücümüzü artırmayı hedefliyoruz. Özellikle Avrupa, ABD, Kuzey Afrika ve gelişmekte olan pazarlarda daha güçlü bir konumlanma için çalışmalarımızı sürdürüyoruz.
patronlardunyasi.com