Toygun ATİLLA
Turkcell’in basketbol dünyasının gelmiş geçmiş en büyük isimlerinden biri kabul edilen Shaquille O'Neal'li kampanyası son yıllarda izlediğim en keyifli reklamlardan biriydi.
Böylesine uluslararası bir ismin Turkcell reklamlarında oynaması bir yana, Shaquille O'Neal'in etkileyici performansı da görülmeye değerdi.
Daha da önemlisi reklam filminin hikayesi senaryosu çok güçlüydü. Böylesi bir reklam filmini uzun zamandır izlememiştim. Ayrıca, Turkcell kampanyayı çok güçlü bir şekilde yönetmiş, geniş kitlelere ulaşmasını sağlamıştı.

ALPEREN ŞENGÜN HAMLESİ GELDİ
Önceki gün Alperen Şengün'lü Vodafone reklamını izlediğimde telekomünikasyon dünyasındaki rekabet basket sahalarına taşınmış dedim.
Vodafone, Turkcell'e Türk basketbolunun son yıllarda yetiştirdiği en önemli yıldız Alperen Şengün ile karşılık vermişti. Önemli bir hamleydi.
Fakat bence dağ fare doğurmuştu.
Bir kere böylesine önemli bir yıldızın oynadığı reklam filminin lansmanı yeterince kuvvetli olmamıştı. Reklam filminin senaryosu zayıf, Alperen Şengün'ün performansı da yeterli değildi. Alperen Şengün, parkedeki başarılı performansını kamera önüne taşıyamamıştı.
Dolayısı ile Shaquille O'Neal'li Turkcell, Alperen Şengün’lü Vodafone'u reklam kampanyasında dize getirmişti.

BİR DÖNEM KOMEDYENLER GÖZDEYDİ
Bu iki reklam filmini karşılaştırırken yıllardır telekomünikasyon dünyasında gözlemlediğim bir başka refleks geldi aklıma...
Bir şirketin yaptığı başarılı bir hamlenin ardından kısa sürede rakipleri farklı bir ambalajla rakiplerini taklit ediyor olması...
Hatırlayın...
Bir dönem telekom reklamlarının yıldızları komedyenlerdi.
Bir tarafta Cem Yılmaz, bir tarafta Şahan Gökbakar, bir tarafta Ata Demirer, bir tarafta Tolga Çevik...
Milyonlarca insan reklamı değil, reklamın içindeki ünlüyü konuşuyordu. Bugün ise sahnede komedyenlerin yerine basketbolcular var.
ALGI VE MARKA DEĞERİNİ BÜYÜTME YARIŞI
Peki bu rekabetin perde arkası ne derseniz, bana göre şirketlerin müşteri kazanma yarışından daha çok algı kazanma ve marka değerini büyütme yarışı.
Markalar, "Beni seç" demiyor, "Ben daha güçlüyüm" diyor...
Fakat burada çözemediğim bir soru var.
Türkiye'nin üç büyük operatörü aynı araştırmaları okuyup, aynı danışmanları dinleyip aynı sonuçları mı çıkarıyor?
Neden derseniz, bir marka bir iletişim dili buluyor. Bazen bu bir komedyen bazen bir sporcu oluyor. Bir süre sonra diğerleri de benzer bir dil kullanmaya başlıyor. Bir marka bir duygu satıyor, diğerleri de aynı duygunun peşine düşüyor.
Bu "kopyacılığın" bir sebebi mutlaka vardır. Belki de risk almadan trend belirleme maliyetinden kaçınıyorlardır. Rakibin işe yaradığı kanıtlanmış yöntemi ile rekabet etmenin güven konforunda yer alıyorlardır. Bilemiyorum...
ÖZGÜN FİKİRLER KAZANIYOR
Oysa dünyada marka tarihine baktığımda kazanların çoğunun rakiplerini takip edenler değil de özgün fikirlerle yön verenler olduğunu biliyorum.
Apple, Nike, Coca Cola onlar rakiplerinin peşinden gitmedi, bilakis rakiplerini peşlerinden sürükledi...
patronlardunyasi.com